Müminin Sevgisi Nasıl Olmalı?

Müminin Allaha ve insanlara sevgisi ne ölçüde olmalıdır? Dinde sevginin ölçüsü nedir?

Müminin sevgisi Yunus Emre hz. dediği gibi "Yaradılanı severim yaradandan ötürü " sözü gibi olmalıdır.İnsan kalbi herşeye ve herkese karşı sevgi besler ancak bu sevginin Allah sevgisi önüne geçmemesi gerekir.
Kalb, insanın bedeninde küçük bir organdır. Ancak bütün bedenin komuta ve idaresi, bu küçücük et parçasının elindedir. İnsan, onun sevdiğini sever; onun kızdığına kızar. Onun istediği yere gider; onun yüz çevirdiği yerden uzaklaşır. Peygamber Efendimizin lisânıyla kısacası, “…Bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur.” (Bkz: Buhârî, Îman, Büyû, 2; Müslim, Müsâkât, 107)

O hâlde kalbi terbiye, duygu ve düşüncelere hâkim olmak, insanın bu dünyada da, âhirette de istikametini belirleyen çok önemli bir unsurdur.

İnsan, sevdiği kimselerle beraberdir. Onların yanında kendini bulur, duygularını tam olarak ifade eder. Bazen mekân ve zaman olarak farklı konumlarda bulunulsa da, insanın kalbi, hep sevdikleriyle çarpar. Bu yüzden Rabbimizin sevgi duyulan kimselere dikkat çekmiştir. Şeytanı ve onun dostlarını sevmememizi ister.

Çünkü bu kötü sevgi insanı, cehenneme sürükler. Allâh’a, Rasûlü’ne ve Allâh’ı sevenlere yakınlık ise, insanı cennete götürür.

Bu genel bilgilerden sonra, bir de Kur’ân-ı Kerim çerçevesinde dostluk ve düşmanlıklara bakalım. Allâh’ı sevmek ve Allah için buğz etmek nasıl olur? Allâh’ı sevmenin şekli ve şartları nelerdir? Allah’ın sevgisini nasıl hak ederiz? Aslında her bir soru, Kur’ân-ı Kerim’in bütünlüğü içinde daha pek çok âyet-i kerîme ile ifade edebilir.


Zaten Kur’ân’ın tamamı, Allâh’ın kimi sevip kimi sevmediğini, sevilen kul olmak için neler yapılması gerektiğini anlatmaktan ibaret değil midir?

Müminin hakiki sevgisi ancak onu yaratan Rabbine karşıdır.
Allah Teâlâ, insanın kalbinde pek çok sevginin var olabileceğini (Âl-i İmrân, 14), ancak mü’minin kalbinde bulunacak en güçlü sevginin “Allâh’a duyulan muhabbet” olduğunu haber vermiştir: “İnsanlardan bazıları Allah’tan başkasını Allâh’a denk tanrılar edinir de onları Allâh’ı sever gibi severler. Îman edenlerin Allâh’a olan sevgileri ise, (onlarınkinden) daha fazladır…” (el-Bakara, 165)

Mü’minler, Allâh’ı, meleklerini, peygamberlerini, Cebrâil ve Mikâil’i sever, onlara düşman olmayı aklından bile geçirmez. (el-Bakara, 98)

Peygamberimize karşı sevgide ölçü:
Allâh’a muhabbet, kuru bir iddia değildir. Bir mü’minin Allâh’a duyduğu muhabbetin seviyesi, O’nun Rasûlü’ne olan muhabbet ve itaatine bağlıdır: “(Rasûlüm!) De ki: Eğer Allâh’ı seviyorsanız, bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Âl-i İmrân, 31)

“Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha yakındır. Eşleri, onların anneleridir…” (el-Ahzab, 6)

Peygamber Efendimiz de şöyle buyurmuştur:

“Hiçbiriniz beni babasından, evlâdından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe kâmil mü’min olamaz.” (Buhârî, Îman, 8)

“Size verdiği nimetler dolayısıyla Allâh’ı sevin. Allâh’ı sevdiğim için beni sevin. Beni sevdiğim için de âilemi (ehl-i beytimi) sevin.” (Tirmizî, Menâkıb, 31)

Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla

Sade kolay ve anlaşılır bir dil ile İslam Kültürüne dair herşey..