Ahde Vefa Sözde Sadakat Namustur

Ahde vefa göstermek ,sözünde sadık olmak islamın şiarıdır.

Vefâ kelimesi sözlüklerde, aldatma ve hıyanetin zıddı olarak, sözünü yerine getirme, sözünde durma, borcunu ödeme; sevgi, bağlılık ve dostlukta sebat; yetme ve yetişme; güzel ve yüce ahlâk anlamlarında kullanılır. Vefâlı kişi, üzerindeki hakları eksiksiz ödeyen/yerine getiren ve sadece kendi hakkı olanı alan kişidir.

Söz namustur. Kişi namusunu korumada ne kadar titiz davranırsa, sözünü tutmak konusunda da o kadar titiz olmalıdır. Söz vermeden önce iyi düşünmeli, söz verdikten sonra yerine getirememe endişesiyle adeta titremelidir. Şahsiyeti oturmuş insanlar, söz ve sır konusunda her zaman hassas davranmışlardır. İnsan söz vermeli ama asla sözünde yalancı çıkmamalıdır.
Bir diğer ifade ile Vefa, yapılan iyilikleri unutmamak, aynıyla veya ziyadesiyle karşılık vermek, dostun cefasına katlanmak, hataları görmezden gelmektir. Toplumu ve aileyi ayakta tutan en önemli haslet, karşılıklı gösterilen vefa duygusudur. Anne-baba, eş, çocuklar, yakın-uzak akraba, hocalarımız, arkadaşlarımız ve benzeri üzerimizde hakları olan kişiler başta olmak üzere, birlikte yaşadığımız tüm insanlara karşı da vefakâr olmalıyız.

Vefa, sevilen veya sevilmesi gereken kimselere verilen değerin bir nişanesidir, dostluk borcudur. Vefa, sözünün eri olmaktır, hatırlamaktır, iyiliği unutmamaktır, kendi sorumluluğunu hissetmektir. Vefa, Müslümanın en belirgin özelliklerindendir. Allah insanı, iman ve amel noktasından sözünü tutacak fıtratta yaratmıştır. Vefasızlık bu anlamda fıtrata ters düşmektir.

Hz. Peygamber (s.a.v), son derece vefalı, sözünde ve vadinde sadık idi. Bu bakımdan kendisine daha peygamberlik verilmeden evvel Muhammed’ül Emin derlerdi.

Resûl-i Ekrem (s.a.v), vefalı idi. Mekke müşriklerinin zulmünden kaçarak kendisine sığınan sahabelerine kucak açan Habeş kralı Necaşi’yi daima hayırla yad etmiş ve öldüğünde de gıyaben cenaze namazını kılıp dua etmiştir. O Habeş Kralı Necaşî ki şöyle demiştir:

"Keşki şu saltanata bedel Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hizmetkârı olsaydım. O hizmetkârlık, saltanatın pek fevkindedir."

Onun ölümünden sonra Medine’ye gelen oğluna da kendi eliyle hizmet etmiştir. Yine kendisine hizmet eden bir Yahudi delikanlının hastalandığını duyunca onun ziyaretine gitmiştir.

Birine söz verdiğinde ne olursa olsun mutlaka onu yerine getirirdi. Abdullah b. Ebi’l-Hamsa (r.a.) şöyle anlatıyor:

"Henüz peygamberlik verilmeden önce Hz. Muhammed (s.a.v.) ile bir yerde buluşmaya karar verdik, fakat ben verdiğim sözü unuttum. Aradan üç gün geçtikten sonra hatırladım ve buluşacağımız yere gittim ki, Hz. Muhammed (s.a.v) hâlâ orada bekliyor. Yanına yaklaştığımda bana şöyle dedi:

“Abdullah nerede kaldın, bak bana eziyet ettin; üç gündür seni burada bekliyorum.”

Hz. Peygamber üç gün boyunca her gün söz verdiği saatte gelip o kişiyi beklemiştir. İşte Resûl-i Ekrem’e (s.a.v) “EL’EMİN” lâkabını bu çağında verdiler. O, sözüne, şehâdetine, ahdine, kefâletine ve sadakatine herkesin kesin olarak inandığı ve taktir ettiği emsalsiz bir zattı.

Vefa ve minnetin hiçbir bağlantısı yoktu! Minnet, vefanın ilk aşaması falan değildi. İkisi apayrı bilinç seviyelerinin ürünü olan duygulardı. Vefasız bir insanı ona dünyayı verseniz de vefalı birine dönüştüremezsiniz.
Vefa ve vefasızlık insanın gelişkinlik seviyesinin, insanlık seviyesinin turnusol kâğıdıydı… ve vefa duyulan kişilerle ilgisi yoktu.
Vefa duygusu, vefa duyulanla ilgili değil, vefa duyanın insanlık kalitesi ile ilgili çok şey söyler.
Vefa dostlukların temel özelliğidir. İçinde sevgiyi, güveni, sadakati, sözüne güvenilirliği, gerçeği, tutarlılığı , şükran duygusunu barındırır.
Denilir ki;
Vefa, arkada bıraktığını, giderken bir hiçe terk ettiğini yabana atmamaktır..
Vefa, dostluğun asaletine, bir merhaba sonrası edilen sohbetin bal gibi tadına
Verilen sözlerin ,edilen vaatlerin kavline ve de
Kurulan hayallere ihanet katmamaktır…
Vefa, sadece ‘dost’ların vasfıdır! Unutmak ise ‘vefasız’ların harcıdır..
Kişisel çıkarlarına tutsak olmuş hoyratların vefadan nasibi yoktur !
Ve öğrendik ki;
Vefa ile dostluk ikiz kardeştirler ve onları sevgiliye beslemek gerek,hadi bu da benden olsun,
Cömertlik olmayınca malın, vefa olmayınca arkadaşın hayrı yoktur.
Ahmet Bin Kays

Dal goncayı bir sabah açılmış buldu ,
Gül melteme bir masal deyip savruldu
Dünyada vefasızlığa bak; on günde
Bir gül yetişip, açıp, solup kayboldu.

Ömer Hayyam
Vefasız dünya diye yakınıp durma;
Dünya elindeyken tadını çıkarsana!
Herkese vefalı olsaydı dünya
Sıra mı gelirdi senin yaşamana?


Yorumlar (0)
Yorumlarınızı asagidan yazabilirsiniz. Yeni soru sormak icin ise buraya tikla

Sade kolay ve anlaşılır bir dil ile İslam Kültürüne dair herşey..